DOLAR 32,5166 0.18%
EURO 34,5916 0.1%
ALTIN 2.491,580,22
BITCOIN 20739260,97%
İstanbul
21°

KAPALI

04:46

İMSAK'A KALAN SÜRE

DİJİTAL TELEVİZYONUN TÜRKİYE’DE Kİ BABASI SAYISIZ ÖDÜLLERİN SAHİBİ ‘ADİL KOÇALAN’
  • Adil Koçalan
  • Güncel
  • DİJİTAL TELEVİZYONUN TÜRKİYE’DE Kİ BABASI SAYISIZ ÖDÜLLERİN SAHİBİ ‘ADİL KOÇALAN’

DİJİTAL TELEVİZYONUN TÜRKİYE’DE Kİ BABASI SAYISIZ ÖDÜLLERİN SAHİBİ ‘ADİL KOÇALAN’

ABONE OL
24/08/2022 17:53
DİJİTAL TELEVİZYONUN TÜRKİYE’DE Kİ BABASI SAYISIZ ÖDÜLLERİN SAHİBİ ‘ADİL KOÇALAN’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

DİJİTAL TELEVİZYONUN TÜRKİYE’DE Kİ BABASI SAYISIZ ÖDÜLLERİN SAHİBİ ‘ADİL KOÇALAN’

Bir adam düşünün, hemen hemen her gecesi ödül almakla geçsin. Var mı böyle bir adam? Evet var. İster misiniz İstanbul; ödül almakta rekor sahibi olan bu adamla tarihe geçsin? Olur mu olur, neden olmasın?

DİJİTAL TELEVİZYONUN TÜRKİYE'DE Kİ BABASI SAYISIZ ÖDÜLLERİN SAHİBİ 'ADİL KOÇALAN'

TÜRKİYE’DE İLKLERİN ADAMI

Yıllarını medya sektörüne vermiş bir gazeteci olan Adil Koçalan Türkiye’de ilkleri gerçekleştirmesiyle biliniyor. Bu yüzden ülkenin dört bir yanında başarılı insanlara verilecek ödüllerin de değişmez ismi oluyor.

Dijital Televizyonculuk dendiğinde ne anlıyorsunuz? Bir çoğunuzun “Oda ne be?!” dediğini duyar gibiyim. Haklısınız. Böyle demekte yerden göğe haklısınız. Çünkü gazeteci olmamıza rağmen biz bile bunun ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz.

BEYAZ CAMLI KUTUNUN TAHTI SALLANIYOR MU?

Dijital televizyon dendiğinde aklımıza bunun internet üzerinden dünyanın dört bir yanına yayın yapan farklı bir televizyon olduğu geliyor. Başka da bir şey gelmiyor.

Sonra araştırıyor ve görüyoruz ki, dünya hızla dijital televizyonculuğa geçmek için büyük bir yarışta. Araştırmada daha derine indiğimizde de öyle bir ayrıntı dikkatimizi çekiyor ki öyle böyle bir yarış değilmiş bu.

Bunun kıran kırana bir yarış olduğu gerçeği ile yüzleşiyor ve anlıyoruz ki, İskoçyalı mucit John Logie Baird‘ün 1925’li yıllarda icat ettiği beyaz camlı kutunun tahtı epey bir süredir sallanıyor.

YAZILI MEDYAYA DARBE VURAN DİJİTAL TEKNOLOJİ

ŞİMDİ DE TELEVİZYONU BİTİRMEYE HAZIRLANIYOR

 

Dijital dünyada yaşananlar işte bunlardan ibaret. Dünün yutulmaktan kurtulan küçük balığı (Dijital teknoloji) zamanla büyüdü şimdi boyca kendisinden hayli küçük kalan köhnemiş televizyon ve radyo teknolojisini yutmaya hazırlanıyor.

Bugün değilse yarın… Mutlaka yutacak ve televizyon; Misyonunu tamamlamış olarak teknoloji mezarlığında kendisini bekleyen kabirde yerini alacak

İşte bu durumu yıllar öncesinden gören isimdi Adil Koçalan. Gazetecilik hayatı haber, program ve belgesel çekmekle geçen usta gazeteci, 15 yıl önce kendi kanalını kurduğunda işte bugünleri daha o günlerden gördüğü için böyle bir girişimde bulundu.

Kurduğu bir dijital televizyondu. Hani bugün bile bir çoklarının küçümseyerek ifade ettiği şu internet televizyonu anlayacağınız.

15 yıl önce bu işe girerken hiç kimsenin yanında olmadığı bir isimdi Adil Koçalan. Öyle büyük çileler çekti, öyle büyük sınavlardan geçti ki, O’nun yerinde başkası olsaydı daha altıncı ayda havluyu atar, kepengi indirir indirmez de başka bir iş kolunda ekmeğini kazanmanın yollarını arardı.

Öyle yapmadı Koçalan. Çünkü kitabında bir işe başlayıpta bırakmak, o işten korkupta kaçmak yoktu O’nun.

Dedik ya, farklı bir insan Adil Koçalan. Tırnaklarını kazma olarak kullanabilen az sayıda ki azimli insandan biridir kendisi. Kazıya kazıya gelmiştir bugünlere. Kazıya kazıya da devam etmektedir yoluna.

Camlı kutunun altın çağını yaşadığı o dönemde sen dijital televizyon diye bir şeyle çıkacaksın ortaya, o cam kutu da sana yaşam hakkı tanıyacak öylemi?

Çok zor be! Öyle böyle değil, zorunda ötesinde zor bir şeydi bu. Aslanın ağzından içeriye kolunu sokacaksın, midesindekini almaya çalışacaksın. Var mı böyle bir şey? Asla yok, kat’a yok.

Biliyor musunuz ? O yaptı. Her ne kadar zaman zaman canı sıkılsa, yansa da asla vazgeçmedi başladığından.

İnat değil azimdi, hırs değil başarma isteği idi; o an içinde bulunduğu durumun psikolojik analizi.

Gece demedi gündüz demedi. Kurduğu dijtial televizyon kanalında; kameralarıyla mikrofon ve stüdyolarıyla normal bir televizyon yayıncılığı yaparken bir çoğu bıyık altından gülümsese de o hiç kimsenin kendisiyle ilgili düşüncesine aldırış etmedi.

Zira Koçalan zekada kıtlık sorunu yaşayanların nezdinde akıntıya karşı kürek çekiyor, yüzmek varken denizin üzerinde yürümeye çalışıyordu. Değildi tabi. Ne kazın ayağı öyleydi nede böyle düşünenler, böyle düşündükleri için haklıydı.

Bir tek kendisi inanmıştı dijital televizyon gerçeğine. Bir tek o vardı bu işi başlatıp ısrarla sürdüren. Büyük televizyon kuruluşları dahil hiç kimsenin cesaret edip yatırım yapmayı düşünmediği bir alandı.

Ama Koçalan bu. Çok çalıştı, çok sebat etti. Yılların yılları kovalayıp bugünlere gelindiğinde haklı çıkmış olmanın sevincini bir tek kendisi yaşadı Adil Koçalan. Şimdi ödüllere doymuyor Ordu’nun aslanı. Her gece değilse de haftanın iki bazen de 3 gecesi ödül törenlerine çağırılmakla geçiyor hayatı. O 15 yıldır kanal34.tv‘nin sahibi. Bunun dışında yine dijital olarak yayın yapan Brüksel TürkMagazin34,Euro 34Tv MorHür tv‘nin yanısıra News 34 adını taşıyan bir internet haber sitesi ve Kanal34 RadyoRadyo Türkİstanbul Radyo Star adlı radyoları da var.

Bir zaman dijital televizyonun adından rahatsız olup, hayalini dahi kabul etmeyenler, şimdi bir asra yakındır hükümranlığını sürdüren televizyonun belini kırmaya hazırlanan dijital televizyon karşısında şapka çıkarıyor.

Adil Koçalan bundan tam 15 yıl önce iğnenin deliğinden Hindistan’ı gören bir akıl adamı. Neyin eğri neyin doğru, neyin güzel neyin çirkin, neyin faydalı neyin zararlı olduğunu bir çoklarından daha iyi bilen bir gazeteci.

Meslek geçmişine baktığınızda dopdolu bir kariyer görüyorsunuz. Yerel medyanın da önde gelen hamisi. Bir çok gazete ve televizyonun kurucusu. Bir çok meslek örgütünün lideri ve başkanı. Anlayacağınız onca yoğun iş temposunun arasında alabildiği sadece nefes.

Güne erken başlıyor Koçalan, gün bittiğinde O’da yorgunluktan bitmiş oluyor. Yorulmaktan şikayetçi değil, şikayet duyduğu 24 saatin kendisine yetmiyor oluşu

“- Keşke bir günü 24 değil de 48 saat yapsalardı.” diyebilen ender insanlardan.

“- Neden böyle diyorsun?” dediğimizde ise cevap ortada

“- Yetmiyor. Bir güne programladığım işlerimi yapmam için şu 24 saat bana yetmiyor. İşlerimi yapabilmem için bana süresi 48 saatten oluşan gün lazım. 24 saatlik bir gün bana yetmiyor”

İşini seviyor Koçalan, çalışmayı seviyor. Personeliyle ilişkisi görülmeye değer. Onlara patronluk yerine ağabeylik yapıyor. Bugüne kadar televizyon dünyasına armağan ettiği öğrenci sayısı belli değil. Bugün piyasada çalışan 10 gazeteciden 8’inin Koçalan‘ın rahle-i tedrisinden geçtiği muhakkak.

“- Öğretmeyi seviyorum. Ülkemizin iyi yetişmiş gazetecilere ihtiyacı var. Sahip olduğum yayın kuruluşu bir televizyondan çok bir akademi gibidir. Gençler gelir, burada kameradan mikrofona televizyonculuğu A’dan Z’ye öğrenir, gider başka kurumlarda iş sahibi olurlar” diyor

“- Yıllardır bunu yapan bir insan olarak kimbilir ne kadar dua alıyorsunuzdur” diye sorduğumuzda ise

“- Gazetecilik, insana dünyada herşeyin para olmadığını öğreten tek meslektir” diyor ve devam ediyor:

“- Bir çok meslekte para kazanır ve kazandığınız parayı bir biçimde kumbarada, bankada, orda, burada biriktirirsiniz. Gazetecilikte durum farklıdır. Bu meslek size para değil insan biriktirmeyi öğretir.”

“- Nasıl yani?”

“- Paranın gücü bir yere kadardır. Öyle kapılar vardır ki o kapıları paranın açması mümkün değil. İşte paranın açamadığı kapılar kumbaranızda biriktirdiğiniz o insanlar tarafından açılır. Yani dostluk, yani arkadaşlık. Böyle bir durumda sorarım size para mı dostluk mu? Sizce hangisi hangisinden daha büyük?”

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.